Manşet 12 Eylül 2017, 13:50

Sağlıkta Mirasyedi Tutumu ve Kaçınılmaz Sonuçları

Prof. Dr. Rana Anadolu Dizioğlu

Kime sorsan, herkes şikayetçi.

İlginçtir; Türk insanı, elindeki nimetin kıymetini bilmeyince, nimet de buharlaşmaya başladı.

Açıklayayım: Türk insanının elindeki nimet Türk doktorları ve sosyal devlet anlayışı ile yürütülmeye gayret edilen sağlık sistemi idi.

Diyeceksiniz nimet bunun neresinde? Ben de size anlatacağım ki; bir çok gelişmiş ülkede uzman hekime hastanın ulaşması mümkün değildir. Hatta bölge hemşiresinin ötesine bile geçemeyebilir kişi.

Bizde de vatandaş aynı hafta içinde, ikisi üçü devlette, en az biri özelde bir tabur uzman doktora görünür ve üstüne de bir verim alamadığından da ayrıca yakınır.

Bu anormal bir durumdur. Büyük bir kaynak israfıdır. Bundan daha da önemlisi, asıl gereksinimi olan, daha önemli ve hatta acil hastaların muayene ve tetkik tedavi önceliğini ortadan kaldırmaktadır. Önemli önemsiz, öncelikli önceliksiz, karman çorman insan güruhları uzman hekim mesaisini rast gele harcamakta, hem de kimi zaman boşa harcamaktadır. Büyük yük ve yıpranmaya da neden olmaktadır.

Hastalar marifetmiş gibi; gitmediğim doktor kalmadı diye yakınmaktadırlar.

Bu nasıl bir iştir? Türkiye gibi dev nüfusa sahip, yoksul koca bir ülkede nasıl olupta, gelişmiş ülkelerin bile veremediği uzman hekim hizmeti hem tekrar tekrar verilmekte , hem de çarçur edilmektedir.

Bana gelişmiş bir ülke ismi söyleyin: ABD, Avrupa, İngiltere ve hatta Kanada. Ben de sizi sanal ve hipotetik olarak o ülkelerde bir hasta olmaya davet edeyim. Duyacaklarınıza ve yaşayacaklarınıza inanamayacak, sanal yolculuk bitip Türkiye’mize geri döndüğünüzde eğilip toprağı öpeceksiniz. Yukarıda adı geçen hiç bir gelişmiş ülkede buradaki gibi uzman hekime ulaşma şansınız olmayacak.

Çok varlıklı biri olsanız bile yine de beklemek zorunda kalacaksınız. Ardından alacağınız sağlık hizmetinin düzeyi ve kalitesi de çoğu zaman burayı mumla aratacak.

Peki bu nasıl mümkün oluyordu? Yani Türkiye gibi henüz gelişmesini sürdüren, dev nüfuslu bir ülkede nasıl olur da halk çat kapı uzman hekim hizmetine ulaşıyor ve hatta beğenmeyip aynı gün iskambil kağıdı gibi ikisini üçünü yanyana diziyordu?

Bu sadece bir tek nedenle mümkün oldu; o da Türk hekiminin canı,  kanı, emeği, bilgisi ve fedakarlığı ile. Bir de tabii hekimlerimizin çalışma hak ve hukukunu düzenleyip koruyamayan, tam tersine onların üstünden silindir gibi ezip geçerek yükselen sistem nedeni ile.

Eskiyi düşünün: doktor deyince bir ağırlığı, büyük saygınlığı vardı. İnsanlar sizi ayakta karşılar , önünü iliklerdi. Sonra hımmm pratisyenmiş dönemi geldi.  Sanki uzman olmayan hekim, hakiki hekim değildi. Sonra uzman hekim de yetmedi halkımıza, yeterince yüksek ve önemli bulmadılar. İlla hoca olsun. Peki hocayı da bulduk. Prof yok mu prof? Bu ne kıymet yıpranmasıdır kardeşim? Bu ne biçim tüketimdir?

Fakat deniz de tükeniyor. Ülkemizde hekimler ve hekimlik, özellikle de uzman hekimlik tükeniyor.

Har vuruldu , harman savruldu, onlar da bizim insanımız olan hekimlerin suyu sıkıldı. Geriye kof posa kaldı. En kıymetli insan kaynağımızı, en zor yetişen ve en önemli meslek gurubumuzu pas pas yapıp ayaklar altında çiğnedik. Meslek onuruna, bilgisine, eğitimine, fedakarca çalışmasına toplumca çizik attık.

Günde 100 , o da yetmedi 150-200 hasta baktırdık ve insanlıktan çıkardık. Çileden çıkardık. Beden ve ruh sağlığını aldık hekimlerin. Toplum olarak köle gibi tepe tepe kullandık. Dejenere ettik, dövdük, sövdük, canını aldık. Ama en önemlisi; meslek onurunu, saygınlığını yok ettik. Vakfettigi bir ömür emeğin hakettiği karşılığını maddi ve manevi olarak vermedik. Üç kuruşa muhtaç halde tuttuk. İnsanca yaşayabilmek için;  primci, çarkçı olmaya ittik.

Eskiden hekimlik en kıymetli meslekti, şimdi vah vah diyoruz. Es kaza tıbba giren gençler de ya hasta teması olmayan branşları, ya da kendilerince en borsacı sandıkları bir kaç branşı tercih etmeye çalışıyorlar. Aman nöbeti olmasın, zor olmasın, kazancı en yüksek dal hangisi vb hekimliğin özü ile alakasız öncelikleri var.

Oysa bu ülkenin, tıbbın her dalından iyi eğitilmiş, mesleğine tutkun, insan sevgisi ve insanlığa yardım hisleri ile dolu, nitelikli hekimlere gereksinimi var.

Halen sistem içinde çalkalanan meslektaşlarımız ise yıpranmış durumda. Olağanüstü boyutlarda bir insani ve mesleki yıpranma yaşıyoruz.

Bravo bize toplum olarak. En önemli değerlerimizden biri olan Türk hekimlerini tükettik.

Tükendiler. Tükendik. Çok doğal bir sonuç bu.

Kıymetini bilmediğiniz, saygı göstermediğiniz, mirasyedi gibi har vurup, harman savurduğunuz, hor görüp, hor kullandığınız her nimet gibi, kaçınılmaz olarak iyi hekimlik de aldı başını, çekti gitti.

Şimdi meydan; fırsatçılara, simsarlara, sağlık kabzımallarına, tüccar sağlıkçılara, sahtekârlara, bilgisi kıt, cüreti bol, ağzı kalabalık, niteliği meçhul zevata kaldı.

Aman deyim hasta olmayalım…

Yazar Bilgileri

emrecan medicsaglikmedya@gmail.com

İsmim Emre Can 2011 den beri Muğla’nın Marmaris ilçesinde 112 de Acil Tıp Teknisyeni Olarak Görev Yapıyorum.

Medic Sağlık Medya ve Sağlık FM’in Kurucusuyum.

Yorum Yap